Bir Deliler Yurdunun Güncesi
27 Nisan 2015 Pazartesi
Ahval
Herşey çok kötüledi, kayıt tutmayı bıraktım. Artık hiçbirşeye şaşırmıyorum da ondan. Hergün, her an güncelleme yapmam gerekirdi, sıtmaya tutulmuş gibi tir tir titreyerek gündemi takip etmenin sonu yok gibiydi. Ben de bıraktım. Şimdi haberler kulağıma gelince acı bir gülümseme ile kafa sallıyorum en fazla. Geçer belki bu günler de, bu delilik son bulur birgün.
Soma katliamı
Soma kömür madeninde korkunç bir cinayet yaşandı, kaza değil, cinayet. Yüzlerce işçi öldü, iki gün oldu, hala tam sayı bilinmiyor. 700'ün üzerinde insan öldüğü tahmin ediliyor, fakat resmi olarak açıklanmıyor. Çeşitli maliyet düşürme amaçlı usulsüzlükler sonucu madende bir patlama meydana gelmiş. Önce trafo patlaması dendi, ancak asıl sebebin kömürlerin içten yanması olduğu söyleniyor. Bunun sebebi de olması gerekenden fazla işçi çalıştırmak için madene fazla hava basılması olabilirmiş. Başka bir sebep de o kömürün içten yanma riskinin yüksek olduğu bilindiği halde alınması gereken tedbirlerin alınmaması.
Sonrasındaki olaylar kabus gibi devam ediyor. Anlatmakla bitmez:
1-Başbakan ilk açıklamasında " bunlar normal şeylerdir, literatürde iş kazası diye bir şey vardır" dedi. Ve maden kazalarının olağan olduğunu kanıtlamak için 1862'den örnek verdi.
2-Başbakan Soma'da protesto ile karşılaşınca bir markete sığınmak zorunda kaldı. O sırada hıncını bir genci yumruklayarak çıkardı. Olayın görüntüleri paylaşıldı. Yalanlama yok. İstifa da yok. Suç duyurusu veya şikayet de yok.
3-Başbakan müşaviri yerde yatan bir potestocuyu tekmeledi. Olayı kabul etti, hala görevden alınmadı.
4-Maden sahibi Soma'ya gelen başbakanı karşıladı fakat sonra sırlara karıştı. Hakkında tutuklama kararı yok.
5-Devlet erkanı ölüleri nasıl güzel ve hızlı çıkardıklarını anlatıp övündü. "Devletimiz hızlı çalışıyor", "hamdolsun 185 işçimizi ailelerine teslim ettik" (teslim edilenler ölü bedenler malesef).
6-İstanbul ve Ankara'da polis protesto ve anma yapan halka çok set müdahalede bulunuyor. En çok Kadıköy'den gazlanma haberi geliyor.
9 Aralık 2012 Pazar
Hiç durmadan yola devam!
Daha absürd, daha saçma bir üke için, daha fazla acı, daha fazla şiddet için hız kesilmedi memlekette...
Kadına şiddet devletin umarsızlığı ile artarak devam ediyor. En son acı haber şöyle diyor:
Van'da görev yapan Gülşah öğretmen, eski erkek arkadaşı tarafından tehdit edilince koruma talebiyle valiliğe gidiyor. Vali yardımcısından aldığı cevap şu:
" En kötüsü ölürsün, ölüm haktır". Hikayenin tamamı Radikal'de.
1 Haziran 2012 Cuma
Son 48 Saat
Bu blogu çok boşladım. Ben boşladım, fakat tüm bu zamaan boyunca memleketteki çılgın olaylar dizisi hiç hız kesmedi. Son iki günde olanları çok güzel özetleyen anonim bir yazı dolaşıyor Facebook'ta. Yazanın ellerine sağlık diyerek aktarıyorum:
What has happened in Turkey in the last 48 hours:
1. A guy who got pepper sprayed, even though he told the police that he had asthma, died. His family also got pepper sprayed by the police, because they wanted to protest their son's death.
2. The Minister of Health declared that "the state will take care of the baby of a woman who is raped."
3. The Minister further declared that the new bill proposal on banning abortion will be presented to the parliament in June.
4. The new law banning the right to strike to airline workers just passed.
5. 300 Turkish Airlines employees were fired because they went on strike.
6. Tobacco and alcohol prices were raised by %15.
7. The police force switched to using iron batons.
8. An investigation was started regarding 103 lawyers who defended pro-Kurdish activists, politicians, journalists, academics, students in the recent "KCK" case.
9. Esra Arsan, associate professor at Bilgi University, was fired.
10. The Minister of Health declared that the liberty for abortion is a product of the military coup in 1980 "12 Eylül".
11. "12 people are pressed for charges for the negative comments they made on facebook about RTE's abortion 'discussion'"
12.The office of the chief public prosecutor is has sent a report to the Ministry of Justice to remove the privilege of immunity of 8 oppositional deputy members
22 Şubat 2012 Çarşamba
Irkçılık heryerde
Erzurum'da bir ilköğretim okulu müdürü bir toplantıda ("Huzur Toplantısı" imiş, nasıl bir uzur arayışı olduğu adamın sözlerinde saklı) yaptığı konuşmada şunları söylemiş:
Kusura bakmayın, belki biraz anormal gelebilir ama ben şunu istiyorum: Tıp bu kadar gelişti yüz nakli yapılıyor. Emniyette suçluların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar. Çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin.
Haberin tamamı Bianet'te
Kusura bakmayın, belki biraz anormal gelebilir ama ben şunu istiyorum: Tıp bu kadar gelişti yüz nakli yapılıyor. Emniyette suçluların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar. Çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin.
Haberin tamamı Bianet'te
28 Ocak 2012 Cumartesi
OdaTV Duruşması- Yine Tahliye Yok!
OdaTV davası açık bir meydan okumaya dönüştü. Tüm sanıkların savunmalarının tamamlandığı onuncu duruşmada 27 Ocak cuma günü gece yarısına doğru karar verildi. İddianın anlamsızlığı bütün savunmalarca açık bir şekilde gösterilmişken mahkeme sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi.
İlginç bir ayrıntı, Taraf gazatesi yazarı Emre Uslu'nun, tahliye olmayacağı bilgisini karar avukatlara bildirilmeden önce twitter'dan duyurması oldu.
İlginç bir ayrıntı, Taraf gazatesi yazarı Emre Uslu'nun, tahliye olmayacağı bilgisini karar avukatlara bildirilmeden önce twitter'dan duyurması oldu.
26 Ocak 2012 Perşembe
"Faili Meçhul" Değil
Gecikmiş bir haber, Bianet haberlerinden aktarıyorum:
11 Ocak 2012:
Diyarbakır'da bir dönem Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Merkezi olarak kullanılan bina ile Diyarbakır Kapalı Cezaevi ve Adliye Sarayı'nın bulunduğu Saraykapı'daki restorasyon çalışmaları sırasında insan kemiklerine rastlandı.
25 Ocak 2012:
Diyarbakır'da İçkale'deki kazılarda bulunan kafatası sayısı 23 oldu. Kayıp yakınları da bu sabah savcılığa başvurarak kemiklerin kimlik tespiti ve faillerin bulunup yargı önüne çıkarılması talebinde bulundu.
11 Ocak 2012:
Diyarbakır'da bir dönem Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Merkezi olarak kullanılan bina ile Diyarbakır Kapalı Cezaevi ve Adliye Sarayı'nın bulunduğu Saraykapı'daki restorasyon çalışmaları sırasında insan kemiklerine rastlandı.
25 Ocak 2012:
Diyarbakır'da İçkale'deki kazılarda bulunan kafatası sayısı 23 oldu. Kayıp yakınları da bu sabah savcılığa başvurarak kemiklerin kimlik tespiti ve faillerin bulunup yargı önüne çıkarılması talebinde bulundu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)